ABD ordusu: “Saldırıya hazırlanıyorlar”

ABD ordusu, İran ordusu ve İran destekli güçlerin, Orta Doğu’da, ABD askerlerine saldırı hazırlığında olduğunu iddia etti.

“USS Abraham Lincoln” Uçak Gemisi Taarruz Grubu ile bir bombardıman görev grubunun Orta Doğu’ya sevk edilmesine ilişkin sorulara, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ve ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı (EUCOM) yazılı yanıt verdi. 

Lincoln uçak gemisi ve bombardıman görev grubunun bölgeye sevk edilmesinin CENTCOM Komutanı Kenneth McKenzie’nin talebi üzerine ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın onayıyla yapıldığını belirten CENTCOM Sözcüsü Albay Bill Urban, “Merkez Kuvvetler Komutanlığı, son zamanlarda İran ve İran destekli güçlerin bölgedeki ABD askerlerine yönelik saldırı hazırlığında olduğuna dair açık emareler görmesi üzerine kuvvet talebinde bulundu.” açıklamasında bulundu.KAYNAK BELİRTMEDİLER

Uçak gemisi grubunun bölgeye sevkinin sadece ABD asker ve menfaatlerini korumaya yönelik olduğunu ifade eden Urban, “bilgi kaynaklarını” ve “bilgilerin elde edilme yöntemlerini” gerekçe göstererek İran’ın saldırı hazırlığına ilişkin detaylara girmekten kaçındı. 

Urban, Irak’ta ABD askerlerine yönelik bir tehdit söz konusu olup olmadığına ilişkin soru üzerine, CENTCOM’un İran rejiminden kaynaklanan birçok ciddi saldırı dalgasını takip ettiğini savundu.

İsrail gazetesi açıkladı: Yeni devlet kurulacak

Israel HaYom gazetesi, ABD’nin İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda yakın zamanda açıklaması beklenen Yüzyılın Anlaşması planının maddeleri olduğunu öne sürdüğü bir belge yayımladı. Buna göre planda, ordusu olmayan, sınırları İsrail tarafından korunan ve başkenti kısmi olarak Kudüs sayılan Batı Şeria ile Gazze Şeridi’nde “Yeni Filistin” adında bir devletin kurulması öngörülüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen Israel HaYom gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda yakında açıklaması beklenen, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’ın da destek verdiği belirtilen “Yüzyılın Anlaşması” planının resmi olmayan maddelerini yayımladı.

 

 

Gazetede yer alan ve ABD, İsrail veya Filistin makamlarından herhangi bir açıklama yapılmayan söz konusu planın ana maddeleri şöyle:

1- Anlaşma

 

 

İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Hamas arasında üçlü bir anlaşma imzalanacak. Bu anlaşmaya göre işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan Yahudi yerleşim birimleri dışındaki topraklar ile Gazze Şeridi’nde “Yeni Filistin” adlı bir Filistin devleti kurulacak.

2- Bölgenin tahliyesi

Batı Şeria’daki büyük Yahudi yerleşim yerleri bugün olduğu gibi İsrail’in elinde kalacak. Bu yerleşim birimlerine yine Batı Şeria’daki izole yerleşim birimleri de katılacak ve böylece izole yerleşim birimlerine ulaşmak için büyük yerleşim birimlerinin alanları genişletilecek.

3- Kudüs

Kudüs, İsrail ile Yeni Filistin arasında bölünmeyecek ve paylaşılmayacak ancak her iki devletin de başkenti sayılacak. Ayrıca Kudüs’te yaşayan Araplar Yeni Filistin Devleti’nin vatandaşları olacak.

İsrail’e bağlı Kudüs Belediyesi, Yeni Filistin Hükümeti’nin ilgileneceği eğitim alanı hariç Kudüs’ün tüm alanlarından sorumlu olacak ve bu yeni devlet, Kudüs Belediyesi’ne su gideri ve vergi ödeyecek.

Yahudilerin Araplardan ev almalarına izin verilmeyecek ve aynı şekilde Araplar da Yahudilerden ev alamayacak. Kudüs’e yeni bölgeler eklemlenmeyecek ve kutsal alanların bugünkü statüsü devam edecek.

4- Gazze Şeridi

Mısır, havalimanı, fabrikalar, ticari alanlar ve ziraat için Gazze Şeridi’ne bağlı bir şekilde Yeni Filistin Devleti’ne toprak kiralayacak, ancak Filistinlilerin bu yeni topraklarda iskanına izin verilmeyecek. Bu toprakların sınırları ile kira ücreti daha sonra aracı ve destekçi ülkeler tarafından Yeni Filistin Devleti ile Mısır arasında belirlenecek.

5- Destekleyen ülkeler

Yeni Filistin Devleti’nin kurulmasını öngören bu anlaşmanın uygulanması için mali olarak destek sağlayacak ülkeler, başta ABD olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ve petrol üreticisi Körfez Arap ülkeleri olacak.

Destekleyici ülkeler, Yeni Filistin’deki ulusal projeler için 5 yıl boyunca 30 milyar dolarlık bir bütçe sağlayacak. Bu bütçeye izole Yahudi yerleşim birimleri ile büyük yerleşim yerlerinin İsrail’e bağlanması maliyeti de dahil olacak.

Destekleyen devletler tarafından ödenecek fonların bölünmesi

a.ABD yüzde 20

b.AB yüzde 10

c.Petrol üreticisi Körfez Arap ülkeleri ise fonun yüzde 70’ini karşılayacak. Bu yüzde 70’lik oran ülkelerin petrol gelirlerine göre belirlenecek.

d.Yükün çoğu petrol üreten Körfez ülkelerinde olacak, çünkü bu anlaşmadan asıl yararlanacaklar onlar olacak.

6- Ordu

Yeni Filistin Devleti’nin ordusu olmayacak. Sadece polisin elinde hafif silahlar olacak.

İsrail ile Yeni Filistin arasında, İsrail’in tüm yabancı saldırılara karşı Yeni Filistin’in korumasını garanti altına alacağı ve bu tür bir koruma karşılığında Yeni Filistin’in İsrail’e ödeme yapacağı yeni bir savunma anlaşması imzalanacak.

Bu ödemenin maliyeti, taraflar arasındaki destekleyici devletlerin aracılık ettiği müzakerelerde belirlenmelidir.

7 ve 8 – Zaman çizelgeleri ve uygulama aşamaları

a.Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas, Mısırlıların yanında bulunan şahsi silahları da dahil olmak üzere tüm silahları bırakacak.

b.Hamas’ın liderleri ve üyeleri, yeni hükümet kurulana kadar destekçi ülkelerden maaş almaya devam edecek.

c.Gazze Şeridi’nin sınırları, mal girişine ve işçilerin Batı Şeria’da olduğu gibi İsrail ile Mısır’a geçişine açık olacak.

d.Bir yıl içinde yeni bir Filistin hükümeti seçilmesi için her Filistin vatandaşının seçimlerde aday olabileceği demokratik seçimler yapılacak.

e.İsrail hapishanelerindeki tüm Filistinli tutuklular, seçimlerden ve hükümetin kurulmasından bir yıl sonra başlamak üzere aşamalı olarak üç yıl içinde serbest bırakılacak.

f.Beş yıl içinde Yeni Filistin’de bir liman ve bir havaalanı kurulacak. O zamana kadar İsrail’deki havaalanı ile limanlar kullanılacak.

g.Yeni Filistin ile İsrail arasındaki sınır, dost ülkelerdeki gibi vatandaşların ve malların geçişine açık olacak.

h.Gazze Şeridi ile Batı Şeria’yı birbirine bağlamak üzere yerden yüksekliği 30 metre olacak bir otoyol inşa edilecek. Bu otoyolun inşasına Çin yüzde 50, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Kanada ve ABD ile AB yüzde 10’ar katkıda bulunacak.

9- Ürdün Vadisi

a.Ürdün Vadisi veya diğer adıyla Batı Şeria’nın Ölü Deniz (Lut Gölü) çevresindeki Ağvar bölgesi bugün olduğu gibi İsrail’in elinde kalacak.

b.Bölgeden geçen 90 numaralı otoyol 4 şeritli olacak.

c.İsrail, otoyolun genişletilmesi için bir ihale açacak.

d.Bu 90 numaralı otoyolun iki şeridi Yeni Filistin’i Ürdün’e bağlayacak. Bu yol üzerinde kurulacak olan sınır kapıları Yeni Filistin’in kontrolünde olacak.

10 – Sorumluluk

a.Hamas ve FKÖ’nün bu anlaşmaya itiraz etmesi durumunda ABD, Filistin’e sağladığı tüm mali desteği kesecek ve diğer ülkelerin de mali destek sağlamasını engelleyecek.

b.FKÖ bu anlaşmayı kabul eder de Hamas ya da Filistin İslami Cihad Hareketi bu anlaşmayı reddederse bu iki hareketin liderleri sorumlu sayılacak ve Gazze Şeridi ile İsrail arasındaki yeni bir savaşta ABD, İsrail’in bu liderleri hedef alması konusunda destekleyecek. Dolayısıyla onlarca kişinin milyonların hayatını tehlikeye atması makul bulunmayacak.

c.Eğer İsrail bu anlaşmaya itiraz ederse, İsrail’e sağlanan mali destek durdurulacak.

MOSSAD istedi ABD gönderdi

ABD yönetiminin, Körfez’e uçak gemisi gönderme kararını MOSSAD’ın verdiği istihbarat üzerine aldığı ortaya çıktı. MOSSAD, İran’ın Körfez’de ABD veya müttefiklerini hedef almaya hazırlandığı bilgisini verince ABD harekete geçti.

ABD yönetiminin, Mossad’ın verdiği bilgi üzerine Körfez’e uçak gemisi gönderdiği ortaya çıktı. İran’ın Körfez bölgesinde ABD veya müttefiklerini hedef alacak bir saldırıya hazırlandığı bilgisi Beyaz Saray’daki bir görüşmede aktarıldı. John Bolton, uçak gemisi sevkiyatını İran yönetimine “net ve kesin bir mesaj” olarak nitelemişti. 

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un, Akdeniz’de olağan görevde bulunan USS Abraham Lincoln uçak gemisini Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) görev alanına sevk edildiğine ilişkin açıklamasının altından İsrail istihbarat teşkilatı Mossad çıktı.

Bolton, bu sevkiyatı İran yönetimine “net ve kesin bir mesaj” olarak nitelemişti. Axios internet haber sitesinin İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, Körfez bölgesinde ABD çıkarlarını hedef alacak şüpheli bir İran saldırı planının tespit edildiğine ilişkin istihbari bilgi, İsrail tarafından ABD’ye aktarıldığı bildirildi. Haber, ABD yönetimi üzerindeki İsrail etkisini bir kez daha gösterdi. 

BEYAZ SARAY’DA MESAJ AKTARILDI

Axios’a konuşan İsrailli yetkililer, John Bolton’un ABD uçak gemisini Körfez’e gönderme kararında, Mossad’ın sağladığı istihbari bilgilerin etkili olduğunu iddia etti. Habere göre iki hafta önce İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben Shabbat’ın Beyaz Saray’da mevkidaşı John Bolton ile görüşmesinde ABD ve Körfez’deki müttefiklerine karşı düzenlenecek bir saldırının gündeme geldiği belirtildi.

NİTELİĞİ BELİRSİZ BİLGİ

İsrail tarafından ABD’ye aktarılan bilginin içeriğine dair somut bir veri olmasa da, İsrailli yetkililer söz konusu tehdidin, Körfez’de bir ABD varlığını veya Körfez’deki ABD müttefikleri Suudi Arabistan veya Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik olduğunu savundu. Axios’a konuşan Mossad’dan adı verilmeyen bir yetkili de, “İran ABD’ye cevap vermeye hazırlanıyor” iddiasında bulundu.

8 Mayıs’ta nükleer mesaj

İran resmi ajansı IRNA’da yer alan habere göre İran, 2015’te yapılan nükleer anlaşma kapsamında durdurduğu nükleer faaliyetlerine, ABD’nin anlaşmadan çekilmesine tepki olarak bugün yeniden başlayacak. IRNA’nın resmi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin yıl dönümünde (8 Mayıs), İran’ın nükleer anlaşma kapsamında durdurduğu bazı faaliyetlerine tekrar başlayacağını açıklayacağını aktardı. Haberde ayrıca, İran’ın bu kararını bazı Avrupa Birliği (AB) liderlerine bildirdiği de kaydedildi. ABD Başkanı Donald Trump 8 Mayıs 2018’de, Avusturya’nın başkenti Viyana’da P5+1 (ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya) ile İran arasında 14 Temmuz 2015’te imzalanan ve 16 Ocak 2016’da yürürlüğe giren Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşmadan çekildiklerini ve İran’a yönelik yaptırımların yürürlüğe sokulacağını duyurmuştu.

İran’a açık tehdit

ABD Savunma Bakan Vekil Patrick Shanahan, ABD Donanmasına bağlı USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi Taarruz grubunun Ortadoğu’ya sevkiyatının İran rejim güçlerinin tehdit oluşturduğuna dair belirtiler üzerine yapıldığını açıkladı.

Shanahan sevikayatın kendisinin onayıyla yapıldığını belirterek, “İran rejimine tüm provokasyonları durdurması çağrısında bulunuyoruz. Kuvvetlerimize ve menfaatlerimize yönelik herhangi bir saldırıdan İran rejimini sorumlu tutarız” dedi.

Acemi psikolojik savaş

ABD’nin Körfez’e uçak gemisi gönderme kararını değerlendiren İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sözcüsü Keyvan Hüsrevi, “Bolton, askeri ve güvenlik anlayışından yoksundur. Yaptığı açıklamalar da daha çok gösteri amaçlıdır ve etkisiz bir gelişmenin psikolojik savaş için acemice kullanılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

ABD ordusunun bölgesel krizler karşısında sürekli olarak başarısız olduğunu savunan Hüsrevi, “ABD ordusunun ve komutanlarının, İran ordusunun gücünü deneme eğiliminde olduğunu düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.
Yenişafak

Suriye’de İdlib mutabakatına darbe

Türkiye-Rusya arasında İdlib için 2018’de varılan mutabakata rağmen saldırılarına devam eden Esed rejimi, silahtan arındırılmış bölgedeki El Çenabire köyünü ve Osman Tepesi’ni ele geçirdi. Esed’in saldırılarının mutabakatın geleceğini etkilemesinden korkuluyor.

Suriye Yerel Meclis Birliği Başkanı Behçet Hacar, Esed, İran ve Rus kanadı ile muhalifler arasında karşılaşılan engel ve sorunlara rağmen görüşme trafiğinin devam ettiğini söyledi. Hacar, milyonlarca insanın hayatını tehdit eden unsurun PKK olduğunu ve hiç bir biçimde örgütle müzakere etmeyeceklerini kanlı örgütün hiçbir temsilcisi ile aynı masaya oturmayacaklarını belirtti.

 

 

Suriye’de 2011 yılında iç savaş niteliğinde başlayan ve 2015 ve sonrası çok aktörlü küresel boyut kazanan savaşın sonlandırılması ile ilgili müzakere süreçleri devam ediyor. Suriyeli muhalifler Gaziantep’te Cenevre ve Astana görüşmelerine katılan temsilcilerinde yer aldığı geniş katılımlı bir toplantı düzenledi. Yerel Meclisler Birliği tarafından düzenlenen toplantı 5 gün sürdü.

SAVAŞ ÇÖZÜM DEĞİL

 

 

Suriye’nin 8 İl Meclis Başkanı’nın da katıldığı istişare ve eğitim içerikli toplantıyı düzenleyen Yerel Meclis Birliği Başkanı Behçet Hacar, Yeni Şafak’a yaptığı açıklamada, Esed, İran ve Rus kanadı ile muhalifler arasında karşılaşılan engel ve sorunlara rağmen görüşme trafiğinin devam ettiğini söyledi. Hacar, yakın ve uzun vadede milyonlarca insanın hayatını tehdit eden unsurun PKK olduğunu ve hiç bir biçimde örgütle müzakere etmeyeceklerini kanlı örgütün hiçbir temsilcisi ile aynı masaya oturmayacaklarını söyledi.

Hacar, 8 yılı aşkın süredir devam eden savaşın çözüm olmadığını Esed ve destekçilerinin anlaması gerektiğini söyledi. Hacar, “Suriye’nin toprak bütünlüğünü esas alan her projenin desteklenmelidir. Biz 40’tan fazla yerel meclis temsilcisi ile gelecek dönemde yapılması gerekenleri konuştuk. Artık Suriye’de yeni anayasa, seçim süreci ve geçiş dönemine dair yapılması gerekenlerin konuşulması gerekiyor. Savaş ve şiddette ısrarla yalnızca bölünmüş coğrafya idealine hizmet edilir” dedi.

ESED BÖLGESİNDE 11 BUÇUK MİLYON SİVİL YAŞIYOR

Ayaklanmanın başladığı dönem Suriye nüfusunun 23 milyon olduğuna dikkat çeken Hacar, “Şu an Şam, Dera, Hama, Kuneytra, Halep, Lazkiye, Tartus, Humus ve Deir el Zor’da rejimin kontrol ettiği alanda 11 buçuk milyon sivil yaşıyor. 6 milyon 700 bin kişi ülkeyi terk etti. İdlib, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerine sığınan insan sayısı ise 4 milyonu aştı. PKK’nın insanlık dışı uygulamalarına rağmen 1 milyon sivil yaşam savaşı veriyor. Uluslararası camianın bunu görmesi ve barışı önceleyen kararlar alınması gerekiyor” şeklinde konuştu.

YENİ ÇATIŞMA ALANLARI ÜRETİLİYOR

Hacar, şöyle devam etti: “Şu an bazı güçler PKK’nın işgal hattı konuşulsun istemiyorlar. Örgütünün insanlık dışı uygulamaları özellikle görmezden geliniyor. Terör temsilcileri eliyle kurulan komünlere meşruiyyet kazandırılmaya ve en önemlisi de Rakka, Deir el Zor kırsalı, Haseke ve Münbiç çok net bir biçimde Suriye’den koparılmaya çalışılıyor. Yeni ve daha uzun soluklu çatışma alanları üretmek istiyorlar.”

DEAŞ ve PKK’nın patronu aynı

DEAŞ ve PKK terör örgütlerinin aynı odaklar tarafından yönetildiğini kaydeden Hacar, 2014 DEAŞ işgaline dek muhalif meclis sayısının 900 olduğunu belirtti ve şu bilgileri verdi: “DEAŞ sözde halifelik adı altında topraklarımızı böldü. Yeni bir hat çekerek parçalı Suriye haritasını ortaya çıkaran ilk unsur oldu. Ardından PKK getirildi ve büyük bölümü DEAŞ’tan devralınan topraklarda yeni bir korsan harita çizildi.”

İDLİB’E ESED REJİMİ DARBESİ

Türkiye-Rusya arasında 17 Eylül 2018’de varılan mutabakata rağmen saldırılarına devam eden Beşşar Esed rejimi güçleri, “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi”nde ilk kez toprak ele geçirdi. Esed rejimi güçleri, İdlib mutabakatı neticesinde silahtan arındırılmış bölgedeki El Çenabire köyünü ve Osman Tepesi’ni ele geçirdi. Bölge, Lazkiye’ye açılan Gab Ovası ve Hama’nın kuzey kırsalındaki yerleşimlere hakim olmasıyla stratejik önemde.
Yenişafak

İsrail Gazze’ye 30 milyon doların girişine izin verecek

İsrail yönetimi, Filistin direniş grupları ile varılan ateşkes anlaşması gereği Gazze Şeridi’ne 30 milyon dolarlık mali yardımın girişine izin verecek.

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın haberine göre, İsrail’in Filistin  direniş grupları ile varılan ateşkes anlaşması çerçevesinde Katar’ın, abluka  altındaki Gazze Şeridi’ne 30 milyon dolar mali yardım yapmasına izin verdiği  belirtildi.

 

 

Haberde, ateşkes şartlarından bir tanesinin Hamas’ın bir diğer direniş  hareketi olan Filistin İslami Cihad Hareketi’nin eylemlerini engellemek olduğu  iddia edilirken, koşullar arasında, Hamas’ın Gazze sınırındaki haftalık  gösterileri hafifletmesi ve İsrail tarafına gönderilen yanıcı balonları  durdurmasının da yer aldığı öne sürüldü.

Ateşkes şartlarına dair daha fazla ayrıntıya yer verilmeyen habere  ilişkin Hamas’tan ise herhangi bir açıklama yapılmadı.

 

 

İsrail’in hafta sonu Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda, ikisi  hamile 3 kadın ile 2 bebeğin de aralarında bulunduğu 25 Filistinli şehit olmuş,  150 Filistinli yaralanmıştı.

Filistinli direniş gruplarının Gazze’den İsrail tarafına attığı  roketler nedeniyle de 1’i Filistin asıllı 4 İsrailli ölmüştü.

Mısır ile Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda, geçen pazartesi günü  erken saatlerde Filistinli direniş grupları ile İsrail arasında ateşkes  sağlanmıştı.

Maduro’ya karşı geldi, ABD yaptırımları kaldırdı

ABD yönetimi, geçen hafta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı gelerek muhalefet saflarına geçen eski Venezuela Ulusal İstihbarat Servisi Başkanı General Cristopher Figuera’ya uygulanan yaptırımları kaldırdığını açıkladı.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Venezuela’nın eski Ulusal İstihbarat  Servisi Başkanı Figuera’ya yönelik yaptırımları kaldırma kararını, bugün başkent  Washington’da katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada duyurdu.

 

PENCE, FİGUERA’NIN YAPTIRIMLARINI KALDIRDI

“Figuera’nın, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü destekleyen son hareketlerine bakarak, bugün ABD’nin Figuera’ya uyguladığı son yaptırımları kaldırdığını açıklıyorum.” ifadelerini kullanan Pence, Venezuela ordu  mensuplarına da Figuera gibi Maduro rejimine karşı gelmeleri çağrısında bulundu.

ABD Hazine Bakanlığından da karara ilişkin yapılan açıklamada, “Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC),geçen hafta Maduro rejimiyle bağlarını kopararak, Venezuela anayasası ve Ulusal Meclisinin tarafına geçen Figuera’ya uygulanan yaptırımları kaldırmıştır.” ifadelerine yer verildi.

 

 

OFAC, 15 Şubat’ta Venezuela devlet petrol şirketi PdVSA’nın (Petroleos  de Venezuela) Genel Müdürü, Ulusal İstihbarat Servisi Başkanı ve Devlet Başkanı  Nicolas Maduro’nun Koruma Müdürünün de aralarından bulunduğu 5 Venezuelalı  yetkiliyi yaptırım listesine almıştı.

VENEZUELA’DAKİ OLAYLAR

Aylardır büyük bir siyasi kriz içinde bulunan Venezuela’da muhalefet,  30 Nisan’ın ilk saatlerinde askeri ve sivil bir kalkışma denemesinde bulunmuş ve  başarısız olmuştu.

Guaido ve ev hapsini ihlal ederek La Carlota Hava Üssü’nün karşısındaki Altamira Köprüsü üzerine gelen Leopoldo Lopez, bir grup askerle Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu devirmek istemiş ve halkı sokağa çağırmıştı. Muhalifler, bu çağrı üzerine ülkenin birçok kentinde sokağa çıkmış, protestolar daha sonra özellikle Caracas’taki La Carlota etrafında şiddet eylemlerine  dönüşmüştü.

Maduro taraftarlarının da sokağa çıkarak devlet başkanlığı sarayı Miraflores etrafında toplandığı günün sonunda, Lopez önce Şili ardından İspanya Büyükelçiliğine kaçmış, Juan Guaido ise video mesajla ortaya çıkmış ve halkı yeniden sokağa çağırmıştı.

Venezuela’da 23 Ocak’ta bir meydanda yemin eden Guaido, kendini geçici devlet başkanı ilan etmiş, ABD başta olmak üzere birçok Latin Amerika ve Batı ülkesinin desteğini almıştı.

Katar Emir talimatı verdi: 480 milyon doları hesaplarına yatırın

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, işgal altındaki Batı Şeria ile abluka altındaki Gazze’de yaşayan Filistin halkına yardım için 480 milyon dolar tahsis edilmesi talimatı verdi.

Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Emir’in, Batı Şeria ile Gazze’deki Filistin halkına yardım için 480 milyon dolar tahsis edilmesi talimatı verdiği belirtilerek, desteğin Filistin ve Katar halkları arasındaki kardeşlik, Arap ve din bağlarından ileri geldiği aktarıldı.

Açıklamada yardımların ayrıca İsrail işgal güçlerinin dayattığı zor şartlar altında zaruri ihtiyaçlarını gidermesine destek kapsamında yapıldığı ifade edildi.

Yardımların 300 milyon dolarlık kısmının Filistin yönetiminin eğitim ve sağlık sektörü bütçesine destek için bağış ve kredi olarak değerlendirileceği kaydedilen açıklamada, bir kısmının da acil insani yardıma tahsis edileceği aktarıldı.

Yardımlarla ayrıca Birleşmiş Milletler’in (BM) Filistin’deki programlarına ve halka elektrik ulaştırılmasına destek olunacağı ifade edildi.

Açıklamada, uluslararası topluma insani ve ahlaki sorumluluğunu üstlenerek içinde bulunduğu krizi aşması için Filistin halkına destek verme çağrısı yapıldı.

Heniyye’den teşekkür

Öte yandan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, verdiği destekten ötürü Katar’a teşekkür etti.

Heniyye yaptığı yazılı açıklamada, “Katar Emiri’nin Batı Şeria ve Gazze’deki Filistin halkına destek için 480 milyon dolar tahsis edilmesi talimatını takdirle karşıladık. Emir Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile Katar’a bu cömert tutumlarından ötürü içten şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Doha yönetimi, abluka altındaki Gazze Şeridi’ndeki insani sıkıntıları hafifletmek için 2007 yılından bu yana bölgede bir dizi insani yardım faaliyeti düzenliyor.

YSK’nın kararı sonrası Türkiye’ye teklif!Hain Cem’den Erdoğan’a iftira

YSK’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar vermesi Avrupalı siyasileri rahatsız etti. AB’nin üst düzey temsilcileri YSK’nın kararını eleştirirken, AB Dışilişkiler Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu temsilcisi Johannes Hann, sadece Avrupalı gözlemcilerin değil, uluslararası gözlemcilerin de seçimleri izlemek için ülkeye davet edilmesi teklifini yaptı.

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde AK Parti’nin olağanüstü itirazını oy çokluğuyla kabul ederek seçimi iptal etmesi Avrupa’da hazımsızlıkla karşılandı.

 

 

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorborn Jagland, “Adil ve özgür seçimlerle ilgili gerekli koşullar, seçim günü öncesinden kontrol edilmeli, bu sonuç seçmenlerin güvenine zarar verme potansiyeline sahip” ifadesini kullandı.

“ULUSLARARASI KURALLARA AYKIRI” TEZİ

 

 

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Başkanı Anders Knape ise yaptığı yazılı açıklamada, “Türk seçmeninin yetkililere yönelik seçimle ilgili güveninde ciddi bir krize yol açılmaması için seçim sürecindeki güvencelerin geri kazanılması gerekir” dedi.

“Yeniden seçim olağanüstü bir tedbirdir ve sağlam gerekçelere dayanmalıdır” ifadesini kullanan Knape “şeffaf ve tarafsız” bir süreçte bunun gerçekleştirilmesini istedi.

Seçimin iptaline neden olan itirazların, seçim günü öncesi tarihte yapılmasının öngörüldüğünü kaydeden Knape, “AK Parti tarafından yapılan itiraz, bizim demokratik ve adil seçim anlayışımıza aykırı” ifadesini kullandı.

TÜRKİYE’YE SEÇİM ÇAĞRI: SEÇİMLERİ İZLEMEK İÇİN ULUSLARARASI GÖZLEMCİLERİ DAVET EDİN

AB Dışilişkiler Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu temsilcisi Johannes Hann ise yaptığı yazılı ortak açıklamada, YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal kararının oldukça yüksek siyasileştirilmiş bir durum içinde olduğu belirtilerek, bununla ilgili gerekçelerin bir an önce kamuoyu ile paylaşılması gerektiği bildirildi.

Yenilecek seçim aşamasında İstanbul’da YSK’nın bağımsız, şeffaf ve açık bir şekilde çalışmasının önemine değinilen açıklamada, bu çerçevede başta Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi olmak üzere Türkiye’nin uluslararası gözlemcileri seçimleri izlemek için davet etmesi çağrısı yapıldı.

HAİN CEM’DEN ERDOĞAN’A İFTİRA

Türkiye düşmanlığıyla tanınan Yeşiller Partisi’nin eski Eş Başkanı ve Federal Meclis üyesi Cem Özdemir Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “İstanbul’da seçimin mağlubu Erdoğan, önce avukatlarının Öcalan’ı ziyaretlerine onay verdi sonra da seçimi iptal ettirdi. Kürt seçmenden oy beklentisinde ve muhalefeti de bölmek istiyor. Ama Kürtler satılık değil. Otoriter Erdoğan ve AKP’nin panik hali hissedilebiliyor” dedi.

​Özdemir konuyla ilgili bir başka tweetinde ise, “Demokrasi, sonuç kendi istediğin şekilde çıkıncaya kadar seçimlerin tekrarlanması anlamına gelmez. Erdoğan’ın İstanbul’da hareket alanı kalmadı. Bu tam da ’tilki ulaşamadığı üzüme koruk der’ deyimine uyuyor” ifadelerini kullandı.

Güney Sudan’da 4 köy yandı! 33 ölü

Güney Sudan’da dört köyü birden yok eden yangında 33 kişinin öldüğü açıklandı.

Güney Sudan’da Bahr el Ghazal’da başlayan orman yangını 4 köyü birden yok etti.

 

 

Ölü sayısını 33 olarak açıklayan yetkililer, sayının artma ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirttiler.

Ne olduğunu anlamadılar! Bir anda patladı

Endonezya’nın Sumatra Adası’ndaki Sinabung Yanardağı, yeniden kül püskürtmeye başladı.

Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB) Sözcüsü Sutopo Purwo Nugroho, yaptığı açıklamada, Endonezya’nın Sumatra Adası’ndaki Sinabung Yanardağı’ndan püsküren kül ve dumanın 2 bin metre yüksekliğe ulaştığını belirtti. 

Daha önce pek çok kez meydana gelen patlamalar nedeniyle halk arasında panik havası oluşmadığını dile getiren Nugroho, devam eden kül yağmurundan bölge civarındaki bazı tarım ve yerleşim alanlarının olumsuz etkilendiğini aktardı.

Patlamalara karşı halkın tetikte olması uyarısını yapan bölge yetkilileri de yanardağ etrafında belli alanlarda aktivitelere izin verilmediğini bildirdi. 

Yaklaşık 400 yıl sonra 2010’da yeniden faaliyete geçen Sinabung Yanardağı’nda 2014 ve 2016’da görülen patlamalarda 23 kişi yaşamını yitirmişti. Yanardağ için 2015’te verilen en yüksek alarm seviyesi halen aktif durumda.

Takımadalar ülkesi Endonezya, Pasifik Okyanusu’nun “Ateş Kuşağı” olarak adlandırılan 130’a yakın aktif volkanın bulunduğu bölgenin merkezinde yer alıyor.