Suriye’de İdlib mutabakatına darbe

Türkiye-Rusya arasında İdlib için 2018’de varılan mutabakata rağmen saldırılarına devam eden Esed rejimi, silahtan arındırılmış bölgedeki El Çenabire köyünü ve Osman Tepesi’ni ele geçirdi. Esed’in saldırılarının mutabakatın geleceğini etkilemesinden korkuluyor.

Suriye Yerel Meclis Birliği Başkanı Behçet Hacar, Esed, İran ve Rus kanadı ile muhalifler arasında karşılaşılan engel ve sorunlara rağmen görüşme trafiğinin devam ettiğini söyledi. Hacar, milyonlarca insanın hayatını tehdit eden unsurun PKK olduğunu ve hiç bir biçimde örgütle müzakere etmeyeceklerini kanlı örgütün hiçbir temsilcisi ile aynı masaya oturmayacaklarını belirtti.

 

 

Suriye’de 2011 yılında iç savaş niteliğinde başlayan ve 2015 ve sonrası çok aktörlü küresel boyut kazanan savaşın sonlandırılması ile ilgili müzakere süreçleri devam ediyor. Suriyeli muhalifler Gaziantep’te Cenevre ve Astana görüşmelerine katılan temsilcilerinde yer aldığı geniş katılımlı bir toplantı düzenledi. Yerel Meclisler Birliği tarafından düzenlenen toplantı 5 gün sürdü.

SAVAŞ ÇÖZÜM DEĞİL

 

 

Suriye’nin 8 İl Meclis Başkanı’nın da katıldığı istişare ve eğitim içerikli toplantıyı düzenleyen Yerel Meclis Birliği Başkanı Behçet Hacar, Yeni Şafak’a yaptığı açıklamada, Esed, İran ve Rus kanadı ile muhalifler arasında karşılaşılan engel ve sorunlara rağmen görüşme trafiğinin devam ettiğini söyledi. Hacar, yakın ve uzun vadede milyonlarca insanın hayatını tehdit eden unsurun PKK olduğunu ve hiç bir biçimde örgütle müzakere etmeyeceklerini kanlı örgütün hiçbir temsilcisi ile aynı masaya oturmayacaklarını söyledi.

Hacar, 8 yılı aşkın süredir devam eden savaşın çözüm olmadığını Esed ve destekçilerinin anlaması gerektiğini söyledi. Hacar, “Suriye’nin toprak bütünlüğünü esas alan her projenin desteklenmelidir. Biz 40’tan fazla yerel meclis temsilcisi ile gelecek dönemde yapılması gerekenleri konuştuk. Artık Suriye’de yeni anayasa, seçim süreci ve geçiş dönemine dair yapılması gerekenlerin konuşulması gerekiyor. Savaş ve şiddette ısrarla yalnızca bölünmüş coğrafya idealine hizmet edilir” dedi.

ESED BÖLGESİNDE 11 BUÇUK MİLYON SİVİL YAŞIYOR

Ayaklanmanın başladığı dönem Suriye nüfusunun 23 milyon olduğuna dikkat çeken Hacar, “Şu an Şam, Dera, Hama, Kuneytra, Halep, Lazkiye, Tartus, Humus ve Deir el Zor’da rejimin kontrol ettiği alanda 11 buçuk milyon sivil yaşıyor. 6 milyon 700 bin kişi ülkeyi terk etti. İdlib, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerine sığınan insan sayısı ise 4 milyonu aştı. PKK’nın insanlık dışı uygulamalarına rağmen 1 milyon sivil yaşam savaşı veriyor. Uluslararası camianın bunu görmesi ve barışı önceleyen kararlar alınması gerekiyor” şeklinde konuştu.

YENİ ÇATIŞMA ALANLARI ÜRETİLİYOR

Hacar, şöyle devam etti: “Şu an bazı güçler PKK’nın işgal hattı konuşulsun istemiyorlar. Örgütünün insanlık dışı uygulamaları özellikle görmezden geliniyor. Terör temsilcileri eliyle kurulan komünlere meşruiyyet kazandırılmaya ve en önemlisi de Rakka, Deir el Zor kırsalı, Haseke ve Münbiç çok net bir biçimde Suriye’den koparılmaya çalışılıyor. Yeni ve daha uzun soluklu çatışma alanları üretmek istiyorlar.”

DEAŞ ve PKK’nın patronu aynı

DEAŞ ve PKK terör örgütlerinin aynı odaklar tarafından yönetildiğini kaydeden Hacar, 2014 DEAŞ işgaline dek muhalif meclis sayısının 900 olduğunu belirtti ve şu bilgileri verdi: “DEAŞ sözde halifelik adı altında topraklarımızı böldü. Yeni bir hat çekerek parçalı Suriye haritasını ortaya çıkaran ilk unsur oldu. Ardından PKK getirildi ve büyük bölümü DEAŞ’tan devralınan topraklarda yeni bir korsan harita çizildi.”

İDLİB’E ESED REJİMİ DARBESİ

Türkiye-Rusya arasında 17 Eylül 2018’de varılan mutabakata rağmen saldırılarına devam eden Beşşar Esed rejimi güçleri, “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi”nde ilk kez toprak ele geçirdi. Esed rejimi güçleri, İdlib mutabakatı neticesinde silahtan arındırılmış bölgedeki El Çenabire köyünü ve Osman Tepesi’ni ele geçirdi. Bölge, Lazkiye’ye açılan Gab Ovası ve Hama’nın kuzey kırsalındaki yerleşimlere hakim olmasıyla stratejik önemde.
Yenişafak

Yola çıktılar! Türkiye sınırına doğru kaçıyorlar

Rejim karşıtı muhaliflerin son kalesi olan Suriye’nin İdlib kenti, Rusya destekli Esad yönetimi tarafından gece-gündüz havadan ve karadan ateş altına alınıyor. 24 saat ateş altında olan İdlib kırsalındaki yerleşim alanlarından binlerce insan zorunlu olarak evlerini terk ederek, güvenli gördükleri Türkiye sınırına doğru göç ediyor.

Türkiye ile 911 kilometre sınırı bulunan Suriye’de 2011 yılında, siviller sokaklarda gösterilere başladı. Suriye’nin Deraa kentinde özgürlük ve demokrasi isteğiyle sokağa çıkan sivillere Esad rejimi ise silahla karşılık verdi. Sivillerin hayatını kaybetmesiyle diğer kentlere de yayılan gösterileri bastırmak için rejim güçleri silah kullanmaya devam etmesi olayları daha da büyüttü. Sivillerin de silahlanmasıyla birlikte Suriye, yıllar sürecek iç savaşa sürüklendi. Suriye Ordusu’ndan ayrılan komutanların önderliğinde siviller ile oluşturulan Özgür Suriye Ordusu, ülkenin farklı noktalarında Esad rejimine karşı mücadele vermeye başladı. Esad karşıtlarının ortak hareket ettiği ÖSO, kısa süre içerisinde ülkenin birçok noktasında kontrolü ele geçirdi.

 

 

Özgür Suriye Ordusu zaman içerisinde yaşadığı iç problemler, fikir ayrılıkları ve terör örgütlerinin de iç savaştan istifade ederek Suriye içerisinde rol almaya başlaması, tarafları rejimden çok birbirleriyle çatışır duruma getirdi. Ülkenin farklı noktalarında ÖSO’nun parçalanmasıyla oluşan grupların birbirine hakimiyet kurma isteği ve terör örgütlerinin de bölünmeyle oluşan zeminde kendisine alan yaratma çabası ile Esad rejimi rahat hareket ederek, aldığı dış destekle birlikte kaybettiği bölgeleri yeniden muhaliflerden almaya başladı.

 

 

MUHALİFLER ZORUNLU OLARAK İDLİB’E SÜRGÜN EDİLDİ

Rejim güçlerinin birbiri ardına kontrolü yeniden sağladığı kent, ilçe, beldelerdeki muhalifler ve aileleri ile destekçisi olan siviller yapılan anlaşma ile bulundukları alanı terk etmeye zorlandı. İlk etapta bu isteğe direnen muhalifler, rejimin uyguladığı baskı, yaşamsal ve tıbbi malzemeye ulaşmaları engellenince zorunlu olarak bölgelerini terk etmek zorunda kaldı. Silahlarını bırakan muhalifler, aileleri ve destekçilerini de yanına alarak tahliye edildikleri bölgelerden İdlib’e gönderildi. Son olarak Esad rejiminin geçen yıl Temmuz ayında ülkeyi iç savaşa sürükleyen olayların başladığı Deraa’da da kontrolü sağlamasıyla buradaki muhalifler de İdlib’e göçe zorlandı. Böylece muhalifler, ellerinde kalan tek kent olan İdlib’e zorunlu olarak göç etti ve kentin nüfusu bir anda 4 milyona ulaştı.

REJİMİN HEDEFİ İDLİB

Suriye rejimi Deraa’nın ardından muhaliflerin elindeki son kent merkezi olan İdlib’i de geri almak için harekete geçti. Muhaliflerin ve rejim karşıtlarının sığındığı nüfusun 4 milyon olduğu İdlib, Esad yönetiminin hedefine girdi. Rejim karşıtlarının son kalesi  olan Heyeti Tahriri Şam kontrolündeki İdlib, geçen yıl Temmuz ayından itibaren Rusya’nın hava desteğiyle Esad yönetimi tarafından karadan ve havadan ateş altına alındı. İdlib’in güneyi ve Hama’nın kuzeyinde kalan bölgelerin yoğun bombardımanda binlerce kişinin hayatını kaybetmesinin ardından Türkiye’nin başlattığı girişim ile oluşturulan Türkiye-Rusya-İran görüşmelerinin ardından Soçi’de varılan mutabakat ile Esad rejiminin saldırıları durduruldu. Aradan geçen süre içerisinde varılan mutabakatı ihlal eden Esad rejimi, son günlerde yeniden bombardımana başladı.

UÇAK VE HELİKOPTERLER YÜZLERCE KEZ BOMBALIYOR

Şubat ayında başlayan bombardıman son günlerde iyice yoğunlaştı. Rus ve Suriye savaş uçakları ile helikopterleri İdlib’in güneyi ile Hama’nın kuzeyindeki Cisr Şugur, Maarat Annuman, Han Şeyhun ilçeleri ile kasaba ve köyleri havadan ateş altına almaya başladı. Günlerdir gündüz ve geceleri uçak ile helikopterlerle yerleşim alanları ve tarım arazileri yüzlerce kez havadan atılan bombaların hedefi oldu. Aynı bölgeler karadan da yine Esad rejiminin topçu birlikleri tarafından ateş altına alınarak, yerleşim alanlarının viraneye dönmesine neden oldu.

BİNLERCE İNSAN TÜRKİYE SINIRINA GÖÇ EDİYOR

Havadan ve karadan ateş altında olan ve son günlerde bombardımanın yoğunlaştığı bölgelerde yaşayan siviller ise çareyi evlerini terk etmekte buldu. İdlib ve Hama kırsalında yaşayan binlerce sivil, yanlarına aldıkları az sayıdaki eşyaları yükledikleri kamyonet ile Türkiye sınırına doğru gidiyor. Evlerini terk eden siviller, bombaların hedefi olmamak için zorunlu olarak göç ettiklerini ve güvenli olduğu için Türkiye sınırındaki çadır kentlere yerleşeceklerini veya aynı noktada boş arazilere çadır kurarak saldırıların sona ermesini bekleyeceklerini ifade etti.

HERKESİN UMUDU TÜRKİYE

Bombardımanda hedef olmamak ve yaşamak için zorunlu göç eden siviller tek umutlarının ise Türkiye olduğunu ifade ediyor. Esad rejiminin karadan ve havadan saldırıları nedeniyle çok zor günler geçirdiklerini anlatan Suriyeliler, iç savaşın başladığı günden itibaren kendilerinin yanında yer alan Türkiye’nin uluslararası çabası ile saldırıları sonlandırmasını arzuladıklarını dile getiriyor. Esad yönetiminin daha önce varılan mutabakatı Rusya ile birlikte ihlal ettiğini anlatan siviller, saldırıların sonlandırılarak evlerine dönmek dışında istekleri olmadığını söyledi.

İDLİB’DE TSK’NIN 12 GÖZLEM NOKTASI BULUNUYOR

2017 yılında Astana mutabakatı kapsamında varılan anlaşmayla Türkiye, Rusya ve İran, İdlib’de askeri güç bulunduruyor. “Gerginliği Azaltma Kontrol Gücü” olarak İdlib’de Türkiye’nin 12, Rusya’nın 10 ve İran’ın 7 gözlem noktası bulunuyor. Çatışmasızlık bölgesi ilan edilen İdlib’de, 3 ülke askerleri ateşkesin etkinliğinin artırılması, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, yerlerinden edilenlerin evlerine dönüşü için uygun şartların sağlanması ve ihtilafın barışçıl yollarla çözülmesi için uygun koşulların oluşturulmasına destek sağlanması amacıyla inşa edilen gözlem noktalarında görev yapıyor. TSK’nın da bu kapsamda Afrin’in güneyi, Halep’in batısı, Hama’nın kuzeyi ve Lazkiye’nin güneyindeki 12 noktada gözlem noktaları bunuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından geçen Mart ayından itibaren İdlib’de devriye faaliyetine de başlanmıştı.

BM’den İdlib açıklaması: Saldırılar ‘alarm verici’

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Suriye’de “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi” sınırları içerisinde yüzlerce ölüme, yaralanmaya ve 150 binden fazla kişinin yerinden edilmesine neden olan hava saldırılarının ”alarm verici” olduğunu belirtti.

BM Genel Sekreter Sözcülüğünden yapılan açıklamada, Guterres’in, “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi”nde rejim ve destekçileri, muhalif gruplar ve Heyet Tahrir Şam’ın da dahil olduğu artan çatışmaları endişeyle takip ettiği ifade edildi. 

5 Mayıs’taki hava saldırılarında 3 hastanenin, 30 Nisan’dan beri ise 9 okulun vurulduğu ve birçok okulun kapandığı belirtilen açıklamada, Guterres’in, Suriye’de “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi” sınırları içerisinde yüzlerce ölüme, yaralanmaya ve 150 binden fazla kişinin yerinden edilmesine neden olan hava saldırılarının ”alarm verici” olduğunu belirttiği kaydedildi.

Tüm tarafların uluslararası insani hukuka saygı duymasını, sivilleri korumasını ve Ramazan ayında gerginliği azaltılmasını isteyen Guterres, Astana garantörleri Rusya, Türkiye ve İran’a ateşkes anlaşmasının uygulanmasını sağlamaları çağrısında bulundu. 

Rejim güçleri, Türkiye ve Rusya’nın ateşkesi güçlendirmek için 17 Eylül 2018’de vardığı mutabakata rağmen “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi”ndeki saldırılarına devam ediyor.

Suriye’de savaşın 8 yılı geride kalırken, rejim, müttefikleri Rusya ve İran’ın yardımıyla ülkenin yaklaşık yüzde 60’ında hakimiyeti sağlamış durumda bulunuyor.

Askeri muhalifler ve rejim karşıtı silahlı grupların kontrol ettiği alan, ülke topraklarının yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor.

ABD destekli terör örgütü YPG/PKK Suriye topraklarının yüzde 28’inde işgalini sürdürürken, DEAŞ, yalnızca Humus çölünde yüzde 2’lik alanı kontrol ediyor.