Katar Emir talimatı verdi: 480 milyon doları hesaplarına yatırın

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, işgal altındaki Batı Şeria ile abluka altındaki Gazze’de yaşayan Filistin halkına yardım için 480 milyon dolar tahsis edilmesi talimatı verdi.

Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Emir’in, Batı Şeria ile Gazze’deki Filistin halkına yardım için 480 milyon dolar tahsis edilmesi talimatı verdiği belirtilerek, desteğin Filistin ve Katar halkları arasındaki kardeşlik, Arap ve din bağlarından ileri geldiği aktarıldı.

Açıklamada yardımların ayrıca İsrail işgal güçlerinin dayattığı zor şartlar altında zaruri ihtiyaçlarını gidermesine destek kapsamında yapıldığı ifade edildi.

Yardımların 300 milyon dolarlık kısmının Filistin yönetiminin eğitim ve sağlık sektörü bütçesine destek için bağış ve kredi olarak değerlendirileceği kaydedilen açıklamada, bir kısmının da acil insani yardıma tahsis edileceği aktarıldı.

Yardımlarla ayrıca Birleşmiş Milletler’in (BM) Filistin’deki programlarına ve halka elektrik ulaştırılmasına destek olunacağı ifade edildi.

Açıklamada, uluslararası topluma insani ve ahlaki sorumluluğunu üstlenerek içinde bulunduğu krizi aşması için Filistin halkına destek verme çağrısı yapıldı.

Heniyye’den teşekkür

Öte yandan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, verdiği destekten ötürü Katar’a teşekkür etti.

Heniyye yaptığı yazılı açıklamada, “Katar Emiri’nin Batı Şeria ve Gazze’deki Filistin halkına destek için 480 milyon dolar tahsis edilmesi talimatını takdirle karşıladık. Emir Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile Katar’a bu cömert tutumlarından ötürü içten şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Doha yönetimi, abluka altındaki Gazze Şeridi’ndeki insani sıkıntıları hafifletmek için 2007 yılından bu yana bölgede bir dizi insani yardım faaliyeti düzenliyor.

YSK’nın kararı sonrası Türkiye’ye teklif!Hain Cem’den Erdoğan’a iftira

YSK’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar vermesi Avrupalı siyasileri rahatsız etti. AB’nin üst düzey temsilcileri YSK’nın kararını eleştirirken, AB Dışilişkiler Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu temsilcisi Johannes Hann, sadece Avrupalı gözlemcilerin değil, uluslararası gözlemcilerin de seçimleri izlemek için ülkeye davet edilmesi teklifini yaptı.

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde AK Parti’nin olağanüstü itirazını oy çokluğuyla kabul ederek seçimi iptal etmesi Avrupa’da hazımsızlıkla karşılandı.

 

 

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorborn Jagland, “Adil ve özgür seçimlerle ilgili gerekli koşullar, seçim günü öncesinden kontrol edilmeli, bu sonuç seçmenlerin güvenine zarar verme potansiyeline sahip” ifadesini kullandı.

“ULUSLARARASI KURALLARA AYKIRI” TEZİ

 

 

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Başkanı Anders Knape ise yaptığı yazılı açıklamada, “Türk seçmeninin yetkililere yönelik seçimle ilgili güveninde ciddi bir krize yol açılmaması için seçim sürecindeki güvencelerin geri kazanılması gerekir” dedi.

“Yeniden seçim olağanüstü bir tedbirdir ve sağlam gerekçelere dayanmalıdır” ifadesini kullanan Knape “şeffaf ve tarafsız” bir süreçte bunun gerçekleştirilmesini istedi.

Seçimin iptaline neden olan itirazların, seçim günü öncesi tarihte yapılmasının öngörüldüğünü kaydeden Knape, “AK Parti tarafından yapılan itiraz, bizim demokratik ve adil seçim anlayışımıza aykırı” ifadesini kullandı.

TÜRKİYE’YE SEÇİM ÇAĞRI: SEÇİMLERİ İZLEMEK İÇİN ULUSLARARASI GÖZLEMCİLERİ DAVET EDİN

AB Dışilişkiler Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu temsilcisi Johannes Hann ise yaptığı yazılı ortak açıklamada, YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal kararının oldukça yüksek siyasileştirilmiş bir durum içinde olduğu belirtilerek, bununla ilgili gerekçelerin bir an önce kamuoyu ile paylaşılması gerektiği bildirildi.

Yenilecek seçim aşamasında İstanbul’da YSK’nın bağımsız, şeffaf ve açık bir şekilde çalışmasının önemine değinilen açıklamada, bu çerçevede başta Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi olmak üzere Türkiye’nin uluslararası gözlemcileri seçimleri izlemek için davet etmesi çağrısı yapıldı.

HAİN CEM’DEN ERDOĞAN’A İFTİRA

Türkiye düşmanlığıyla tanınan Yeşiller Partisi’nin eski Eş Başkanı ve Federal Meclis üyesi Cem Özdemir Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “İstanbul’da seçimin mağlubu Erdoğan, önce avukatlarının Öcalan’ı ziyaretlerine onay verdi sonra da seçimi iptal ettirdi. Kürt seçmenden oy beklentisinde ve muhalefeti de bölmek istiyor. Ama Kürtler satılık değil. Otoriter Erdoğan ve AKP’nin panik hali hissedilebiliyor” dedi.

​Özdemir konuyla ilgili bir başka tweetinde ise, “Demokrasi, sonuç kendi istediğin şekilde çıkıncaya kadar seçimlerin tekrarlanması anlamına gelmez. Erdoğan’ın İstanbul’da hareket alanı kalmadı. Bu tam da ’tilki ulaşamadığı üzüme koruk der’ deyimine uyuyor” ifadelerini kullandı.

Güney Sudan’da 4 köy yandı! 33 ölü

Güney Sudan’da dört köyü birden yok eden yangında 33 kişinin öldüğü açıklandı.

Güney Sudan’da Bahr el Ghazal’da başlayan orman yangını 4 köyü birden yok etti.

 

 

Ölü sayısını 33 olarak açıklayan yetkililer, sayının artma ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirttiler.

Ne olduğunu anlamadılar! Bir anda patladı

Endonezya’nın Sumatra Adası’ndaki Sinabung Yanardağı, yeniden kül püskürtmeye başladı.

Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB) Sözcüsü Sutopo Purwo Nugroho, yaptığı açıklamada, Endonezya’nın Sumatra Adası’ndaki Sinabung Yanardağı’ndan püsküren kül ve dumanın 2 bin metre yüksekliğe ulaştığını belirtti. 

Daha önce pek çok kez meydana gelen patlamalar nedeniyle halk arasında panik havası oluşmadığını dile getiren Nugroho, devam eden kül yağmurundan bölge civarındaki bazı tarım ve yerleşim alanlarının olumsuz etkilendiğini aktardı.

Patlamalara karşı halkın tetikte olması uyarısını yapan bölge yetkilileri de yanardağ etrafında belli alanlarda aktivitelere izin verilmediğini bildirdi. 

Yaklaşık 400 yıl sonra 2010’da yeniden faaliyete geçen Sinabung Yanardağı’nda 2014 ve 2016’da görülen patlamalarda 23 kişi yaşamını yitirmişti. Yanardağ için 2015’te verilen en yüksek alarm seviyesi halen aktif durumda.

Takımadalar ülkesi Endonezya, Pasifik Okyanusu’nun “Ateş Kuşağı” olarak adlandırılan 130’a yakın aktif volkanın bulunduğu bölgenin merkezinde yer alıyor.

Uçan şüpheli cisim polisi harekete geçirdi

Japonya İmparatorluk Sarayı yakınlarında gece uçtuğu tespit edilen şüpheli cisim Japon polisini harekete geçirdi. Nesnenin drone olduğu değerlendiriliyor.

Japonya’nın başkenti Tokyo’da bulunan imparatorluk sarayı yakınlarında pazartesi gecesi uçtuğu tespit edilen şüpheli cisim, Japon polisini harekete geçirdi. 

Güvenlik nedeniyle drone uçuşlarının yasak olduğu bölgede görülen şüpheli cismin yanıp sönen beyaz ışıklar taşıdığı kaydedildi. Şüpheli cismin tespit edilmesinin ardından bölgeye bir polis helikopteri yönlendirilirken, söz konusu cismi bölge yakınından kontrol ettiklerinden şüphelenilen kişi ya da kişilere de ulaşılamadı.

Drone olduğu tahmin edilen cismin, bölgeye düşmüş olabileceği ihtimalini değerlendiren polisin çevrede yaptığı arama da sonuçsuz kaldı. 

İLK DEĞİL

Geçtiğimiz hafta, Japonya’da yeni İmparator Naruhito’nun taht töreninin ardından Tokyo’nun farklı bölgelerinde drone olduğu tahmin edilen şüpheli hava araçları ihbar edilmişti. Japonya’da yasalar uyarınca kalabalık şehir merkezleri ve imparatorluk sarayı gibi önemli tesisler ve çevresinde drone uçuş yasağı bulunuyor. 

Yola çıktılar! Türkiye sınırına doğru kaçıyorlar

Rejim karşıtı muhaliflerin son kalesi olan Suriye’nin İdlib kenti, Rusya destekli Esad yönetimi tarafından gece-gündüz havadan ve karadan ateş altına alınıyor. 24 saat ateş altında olan İdlib kırsalındaki yerleşim alanlarından binlerce insan zorunlu olarak evlerini terk ederek, güvenli gördükleri Türkiye sınırına doğru göç ediyor.

Türkiye ile 911 kilometre sınırı bulunan Suriye’de 2011 yılında, siviller sokaklarda gösterilere başladı. Suriye’nin Deraa kentinde özgürlük ve demokrasi isteğiyle sokağa çıkan sivillere Esad rejimi ise silahla karşılık verdi. Sivillerin hayatını kaybetmesiyle diğer kentlere de yayılan gösterileri bastırmak için rejim güçleri silah kullanmaya devam etmesi olayları daha da büyüttü. Sivillerin de silahlanmasıyla birlikte Suriye, yıllar sürecek iç savaşa sürüklendi. Suriye Ordusu’ndan ayrılan komutanların önderliğinde siviller ile oluşturulan Özgür Suriye Ordusu, ülkenin farklı noktalarında Esad rejimine karşı mücadele vermeye başladı. Esad karşıtlarının ortak hareket ettiği ÖSO, kısa süre içerisinde ülkenin birçok noktasında kontrolü ele geçirdi.

 

 

Özgür Suriye Ordusu zaman içerisinde yaşadığı iç problemler, fikir ayrılıkları ve terör örgütlerinin de iç savaştan istifade ederek Suriye içerisinde rol almaya başlaması, tarafları rejimden çok birbirleriyle çatışır duruma getirdi. Ülkenin farklı noktalarında ÖSO’nun parçalanmasıyla oluşan grupların birbirine hakimiyet kurma isteği ve terör örgütlerinin de bölünmeyle oluşan zeminde kendisine alan yaratma çabası ile Esad rejimi rahat hareket ederek, aldığı dış destekle birlikte kaybettiği bölgeleri yeniden muhaliflerden almaya başladı.

 

 

MUHALİFLER ZORUNLU OLARAK İDLİB’E SÜRGÜN EDİLDİ

Rejim güçlerinin birbiri ardına kontrolü yeniden sağladığı kent, ilçe, beldelerdeki muhalifler ve aileleri ile destekçisi olan siviller yapılan anlaşma ile bulundukları alanı terk etmeye zorlandı. İlk etapta bu isteğe direnen muhalifler, rejimin uyguladığı baskı, yaşamsal ve tıbbi malzemeye ulaşmaları engellenince zorunlu olarak bölgelerini terk etmek zorunda kaldı. Silahlarını bırakan muhalifler, aileleri ve destekçilerini de yanına alarak tahliye edildikleri bölgelerden İdlib’e gönderildi. Son olarak Esad rejiminin geçen yıl Temmuz ayında ülkeyi iç savaşa sürükleyen olayların başladığı Deraa’da da kontrolü sağlamasıyla buradaki muhalifler de İdlib’e göçe zorlandı. Böylece muhalifler, ellerinde kalan tek kent olan İdlib’e zorunlu olarak göç etti ve kentin nüfusu bir anda 4 milyona ulaştı.

REJİMİN HEDEFİ İDLİB

Suriye rejimi Deraa’nın ardından muhaliflerin elindeki son kent merkezi olan İdlib’i de geri almak için harekete geçti. Muhaliflerin ve rejim karşıtlarının sığındığı nüfusun 4 milyon olduğu İdlib, Esad yönetiminin hedefine girdi. Rejim karşıtlarının son kalesi  olan Heyeti Tahriri Şam kontrolündeki İdlib, geçen yıl Temmuz ayından itibaren Rusya’nın hava desteğiyle Esad yönetimi tarafından karadan ve havadan ateş altına alındı. İdlib’in güneyi ve Hama’nın kuzeyinde kalan bölgelerin yoğun bombardımanda binlerce kişinin hayatını kaybetmesinin ardından Türkiye’nin başlattığı girişim ile oluşturulan Türkiye-Rusya-İran görüşmelerinin ardından Soçi’de varılan mutabakat ile Esad rejiminin saldırıları durduruldu. Aradan geçen süre içerisinde varılan mutabakatı ihlal eden Esad rejimi, son günlerde yeniden bombardımana başladı.

UÇAK VE HELİKOPTERLER YÜZLERCE KEZ BOMBALIYOR

Şubat ayında başlayan bombardıman son günlerde iyice yoğunlaştı. Rus ve Suriye savaş uçakları ile helikopterleri İdlib’in güneyi ile Hama’nın kuzeyindeki Cisr Şugur, Maarat Annuman, Han Şeyhun ilçeleri ile kasaba ve köyleri havadan ateş altına almaya başladı. Günlerdir gündüz ve geceleri uçak ile helikopterlerle yerleşim alanları ve tarım arazileri yüzlerce kez havadan atılan bombaların hedefi oldu. Aynı bölgeler karadan da yine Esad rejiminin topçu birlikleri tarafından ateş altına alınarak, yerleşim alanlarının viraneye dönmesine neden oldu.

BİNLERCE İNSAN TÜRKİYE SINIRINA GÖÇ EDİYOR

Havadan ve karadan ateş altında olan ve son günlerde bombardımanın yoğunlaştığı bölgelerde yaşayan siviller ise çareyi evlerini terk etmekte buldu. İdlib ve Hama kırsalında yaşayan binlerce sivil, yanlarına aldıkları az sayıdaki eşyaları yükledikleri kamyonet ile Türkiye sınırına doğru gidiyor. Evlerini terk eden siviller, bombaların hedefi olmamak için zorunlu olarak göç ettiklerini ve güvenli olduğu için Türkiye sınırındaki çadır kentlere yerleşeceklerini veya aynı noktada boş arazilere çadır kurarak saldırıların sona ermesini bekleyeceklerini ifade etti.

HERKESİN UMUDU TÜRKİYE

Bombardımanda hedef olmamak ve yaşamak için zorunlu göç eden siviller tek umutlarının ise Türkiye olduğunu ifade ediyor. Esad rejiminin karadan ve havadan saldırıları nedeniyle çok zor günler geçirdiklerini anlatan Suriyeliler, iç savaşın başladığı günden itibaren kendilerinin yanında yer alan Türkiye’nin uluslararası çabası ile saldırıları sonlandırmasını arzuladıklarını dile getiriyor. Esad yönetiminin daha önce varılan mutabakatı Rusya ile birlikte ihlal ettiğini anlatan siviller, saldırıların sonlandırılarak evlerine dönmek dışında istekleri olmadığını söyledi.

İDLİB’DE TSK’NIN 12 GÖZLEM NOKTASI BULUNUYOR

2017 yılında Astana mutabakatı kapsamında varılan anlaşmayla Türkiye, Rusya ve İran, İdlib’de askeri güç bulunduruyor. “Gerginliği Azaltma Kontrol Gücü” olarak İdlib’de Türkiye’nin 12, Rusya’nın 10 ve İran’ın 7 gözlem noktası bulunuyor. Çatışmasızlık bölgesi ilan edilen İdlib’de, 3 ülke askerleri ateşkesin etkinliğinin artırılması, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, yerlerinden edilenlerin evlerine dönüşü için uygun şartların sağlanması ve ihtilafın barışçıl yollarla çözülmesi için uygun koşulların oluşturulmasına destek sağlanması amacıyla inşa edilen gözlem noktalarında görev yapıyor. TSK’nın da bu kapsamda Afrin’in güneyi, Halep’in batısı, Hama’nın kuzeyi ve Lazkiye’nin güneyindeki 12 noktada gözlem noktaları bunuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından geçen Mart ayından itibaren İdlib’de devriye faaliyetine de başlanmıştı.

BM’den İdlib açıklaması: Saldırılar ‘alarm verici’

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Suriye’de “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi” sınırları içerisinde yüzlerce ölüme, yaralanmaya ve 150 binden fazla kişinin yerinden edilmesine neden olan hava saldırılarının ”alarm verici” olduğunu belirtti.

BM Genel Sekreter Sözcülüğünden yapılan açıklamada, Guterres’in, “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi”nde rejim ve destekçileri, muhalif gruplar ve Heyet Tahrir Şam’ın da dahil olduğu artan çatışmaları endişeyle takip ettiği ifade edildi. 

5 Mayıs’taki hava saldırılarında 3 hastanenin, 30 Nisan’dan beri ise 9 okulun vurulduğu ve birçok okulun kapandığı belirtilen açıklamada, Guterres’in, Suriye’de “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi” sınırları içerisinde yüzlerce ölüme, yaralanmaya ve 150 binden fazla kişinin yerinden edilmesine neden olan hava saldırılarının ”alarm verici” olduğunu belirttiği kaydedildi.

Tüm tarafların uluslararası insani hukuka saygı duymasını, sivilleri korumasını ve Ramazan ayında gerginliği azaltılmasını isteyen Guterres, Astana garantörleri Rusya, Türkiye ve İran’a ateşkes anlaşmasının uygulanmasını sağlamaları çağrısında bulundu. 

Rejim güçleri, Türkiye ve Rusya’nın ateşkesi güçlendirmek için 17 Eylül 2018’de vardığı mutabakata rağmen “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi”ndeki saldırılarına devam ediyor.

Suriye’de savaşın 8 yılı geride kalırken, rejim, müttefikleri Rusya ve İran’ın yardımıyla ülkenin yaklaşık yüzde 60’ında hakimiyeti sağlamış durumda bulunuyor.

Askeri muhalifler ve rejim karşıtı silahlı grupların kontrol ettiği alan, ülke topraklarının yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor.

ABD destekli terör örgütü YPG/PKK Suriye topraklarının yüzde 28’inde işgalini sürdürürken, DEAŞ, yalnızca Humus çölünde yüzde 2’lik alanı kontrol ediyor.

Hamas’tan BM’nin açıklamasına tepki: İsrail yanlısı!

Hamas, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in İsrail’in ablukası altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik son saldırılarına ilişkin açıklamasını “İsrail yanlısı” şeklinde değerlendirdi.

Hamas tarafından yapılan yazılı açıklamada, BM Genel Sekreteri Guterres’in İsrail’in Gazze’ye son saldırısı hakkında beyan ettiği görüşlerinin kendilerini hayrete düşürdüğü ifade edildi.

 

 

Guterres’in açıklamasının, Tel Aviv taraftarlığını ve İsrail saldırılarına desteği yansıttığı kaydedilen açıklamada, Guterres’in açıklamasında işgal güçlerinin işlediği suçlara hiç değinilmediği kaydedildi.

Açıklamada, “İşgal güçleri yanlısı bu dil, işgalin ve saldırıların çıkarına; istikrarın sağlanmasına ve savaşın sona ermesine hizmet etmiyor. Ayrıca arabulucu rolüne ya da ateşkes için uygun ortamın oluşturulmasına yardımcı olmuyor.” ifadeleri kullanıldı.

 

 

BM Genel Sekreter Sözcüsüc Stephane Dujarric’in Guterres adına dün yayımladığı açıklamada, Gazze’den İsrail’e roket atılması, özellikle sivil yaşam merkezlerinin hedef alınmasını kınamıştı.

İsrail’in hafta sonu Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda, ikisi hamile 3 kadın ile 2 bebeğin de aralarında bulunduğu 25 Filistinli şehit olmuş, 150 Filistinli yaralanmıştı.

Filistinli grupların Gazze’den İsrail tarafına attığı roketler nedeniyle de 1’i Filistin asıllı olmak üzere 4 kişi ölmüştü. 

Yerel basın, dün erken saatlerde Filistinli gruplar ile İsrail arasında ateşkes sağlandığını duyurmuştu.

Dünyanın konuştuğu isimler serbest bırakıldı

Myanmar’da, Arakanlı Müslümanlara yönelik yargısız infazlarla ilgili askeri belgeleri ifşa ettikleri gerekçesiyle 7’şer yıl hapis cezasına çarptırılan Reuters haber ajansının iki muhabiri serbest bırakıldı.

Myanmar’da, Devlet Sırları Yasası’nı ihlal etmekten suçlu bulunarak 7’şer yıl hapis cezasına çarptırılan Wa Lone ve Kyaw Soe Oo, 500’den fazla günü cezaevinde geçirmelerinin ardından, devlet başkanlığı tarafından çıkarılan bir af kapsamında serbest kaldı.

 

 

Devlet Başkanı Win Myint’in ülkede 17 Nisan’da başlayan geleneksel yeni yıl kutlamaları vesilesiyle çıkardığı af kapsamında aralarında Wa ve Kyaw’ın da olduğu 6 bin 520 mahkumun serbest bırakıldığı bildirildi.

 

 

Wa Lone’nin eşi Pan Ei Mon, AA muhabirine telefonla yaptığı açıklamada gazetecilerin serbest bırakıldığını doğruladı ve “Şu an onların yanındayız. Serbest bırakıldılar” dedi.

Muhabirler, 13 Aralık 2017’de ellerinde Arakan eyaletindeki bir mevkinin haritası ve askeri raporların bulunması üzerine Devlet Sırları Yasası’nı ihlal etmekten gözaltına alınmıştı.

Mahkeme, yaklaşık bir yıl tutuklu kalmalarının ardından Wa Lone ve Kyaw Soe Oo’yu, söz konusu yasayı ihlal etmekten suçlu bularak, geçen yıl eylül ayında 7’şer yıl hapisle cezalandırmıştı. 

ABD gazetesinden dikkat çeken YSK yorumu

Amerikan gazetesi New York Times, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul’daki Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini yenileme kararından rahatsız oldu. Time yaptığı haberde, “Sosyal kargaşa ve yeni bir ekonomik kriz ihtimali arttı” ifadelerini kullandı.

Carlotta Gall imzalı haberde İstanbul’daki karar neticesinde yaşanacak sürece dair yorumlar yapıldı. Yazıda, “Cumhurbaşkan Erdoğan için ezici bir mağlubiyeti sildiği, ancak sosyal kargaşa ve yeni bir ekonomik kriz ihtimalini artırdığı” yorumu yer aldı. 

“İSTANBUL İÇİN EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ MÜCADELE”

Haberde, “Ülkenin en büyük şehri ve ticari merkezi İstanbul için eşi benzeri görülmemiş mücadele.” ifadelerine yer verildi. 

Yazıda seçmen iradesinin hiçe sayıldığı sözleri de yer aldı.